KUŞAK GÜREŞİ
  • PAYLAŞ

KUŞAK GÜREŞİ

TARİHÇE

Güreş insanlık tarihinin en yaygın ve kadim sporlarındandır. Günümüze kadar yerel stillerini koruyarak gelen bu spor, dövüşmenin yerine kol kola mücadele etmenin sportif bir biçimi olarak ortaya çıkmıştır.  M.Ö. 3000’li yıllardan günümüze kalan sanat eserleri Kuşak Güreşinin Babil ve Mısır uygarlıklarında yapıldığını göstermektedir. Ayrıca Sümerlilerin Gılgamış destanında da kuşak güreşinin bahsi geçmektedir.

Kuşak güreşinin ilk tasviri bugün Bağdat Müzesi’nde bulunan 10 cm büyüklüğündeki bir çift bronz kuşak güreşçisi heykelidir. (M.Ö.2500) Bu tasvirde güreşçilerin bellerinde kuşak takılıdır ve güreşiciler birbirleri yenmek için bu kuşaklardan tutarak mücadele etmektedirler. Heykeli bazı tarihçiler ilk spor heykeli olarak kabul etmektedir. Her güreşçinin başının üzerinde bulunan vazonun da heykelin gündelik kullanıma uyması için bulunduğu tahmin edilmektedir.

Güreşin Türk milli tarihi içerisinde ki anlamı incelendiğinde sadece bedensel bir içerik taşımadığı aynı zamanda bir takım sosyal formları da barındırdığı vazgeçilmez bir mücadele sporu olmanın yanı sıra bayramlarda, düğünlerde, dini ve milli törenlerde de yapıldığı görülmektedir.

Türkiye’de yapılan kuşak güreşi, Anadolu’ya göç eden Kırım Türkleri tarafından getirilmiştir. Kuşak güreşi geleneğinin bütün kuralları, uygulanışındaki bütün gelenek ve ritüeller, birkaç ufak fark dışında Kırım’daki haliyle korunmuş ve uygulanmıştır.

Kuşak güreşi Kırım Tatarlarında geleneksel olarak ilkbaharda, Hıdırellez kutlamalarında ve düğünlerde yapılır. Düğünün son günün gelin damadın evine geldikten yani “toy tüşkenden” sonra güreş başlar ve akşama kadar devam eder.

1980’li yıllarda Türkiye’deki Kırım Türkleri tarafından kurulan çeşitli kültür derneklerinin çabalarıyla kuşak güreşi geleneğinin yok olması engellenmiş, Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu bünyesine dâhil olarak profesyonel spor halini almıştır.